Türkiye'nin En Büyük Kadın Sitesi Cilt Bakımı, Yemek tarifleri, Saç Bakımı, Moda, Diyet, Makyaj, Dantel Örnekleri

İkiz Gebelik – Çoğul Gebelik

Çoğul gebelikler içinde en sık görülen ikiz gebeliklerdir. İkiz gebelikler doğal yollar ile oluşmuş her 85 gebeliğin 1’inde gerçekleşmektedir. Bu oran gebelik için ilaç tedavisi alanlarda ve özellikle de tüp bebek çalışmalarında daha da artmaktadır.

İkizler tek yumurta ikizleri (monozigotik) ve çift yumurta ikizleri (dizigotik) olarak ikiye ayrılır. Monozigotlara “eş (identik)”, dizigotlara “kardeş (fraternal)” adı da verilmektedir. Tüm ikizlerin 1/3′ü monozitotik yani tek yumurta, 2/3′ü dizigotik yani çift yumurta ikizleridir.

Dizigotik ikizler (Çift yumurta ikizleri): Burada aynı anda iki yumurta hücresi 2 sperm tarafından döllenmiştir. Bunların genetik yapıları aynı değildir o yüzden cinsiyetleri, görünüşleri farklı olabilir. Aynı anda anne karnında bulunan iki ayrı kardeş gibilerdir. %70 oranında cinsiyetleriaynı olur, %30 farklı olur.

Bunlarda her zaman iki plesenta bulunur. Plesenta ve amniyonlari farklıdır.

Monozigotik ikizler (Tek yumurta ikizleri): Burada tekiz gebelikler gibi 1 yumurta 1 sperm tarafından döllenmiştir fakat daha sonra ikiye bölünecektir. Cinsiyetler her zaman aynı olur. Genetik yapıları aynıdır. Bu bölünme döllenmeden sonra ilk 3 içerisinde olursa diamniyotik dikoryonik (iki amniyon kesesi, iki plesenta), 4-8 günler arasında olursa diamniyonik monokoryotik (iki amniyon kesesi, tek plesenta), 8. günden sonra olursa diamniyotik dikoryonik (iki amniyon kesesi, iki plesenta) ikiz gebelik olur. En sık görülen diamniyotik monokoriyoniktir. Daha geç olan bölünmelerde ise Bu dönemden sonra olan bölünmelerin sonucu ise siyam ikizleri (veya yapışık ikizler) oluşur.

İkiz gebeliğin takibinde plesentanın tek yada iki tane (monokoryonik-dikoryonik) olması çok önemlidir. Bunun ayrımı için 13-15 hafta civarında yapılan ultrason çok faydalı olabilir.

Çoğul gebeliklerde:
- Erken doğum daha sıktır.
- Gebelikte yüksek tansiyon (preeklempsi ve eklempsi) daha sıktır.
- Bulantı kusma daha sıktır.
- Plesenta anomalileri daha sıktır. Plesenta previai dekolman plesenta…
- Kansızlık daha sıktır.
- Doğuştan anomali riski daha yüksektir.
- Serabral palsy (spastik özürlü) bebek daha sık görülür.
- ikizden ikize transfüzyon sendromu görülebilir.
- Kaybolan ikiz sendromu (vanishing twin syndrome) görülebilir.

Normal doğum mu sezaryen mi ?
Son yıllarda genellikle izlenen yaklaşım her iki bebeğinde başla geldiği durumlar dışında sezaryenle doğumdur. Her iki bebeğin başla geldiği durumlarda ise normal yada sezaryen doğum kararı muayene bulgularına göre değişebilmektedir.
İkiden fazla bebeğin bulunduğu gebeliklerde ise herzaman sezaryen tercih edilmektedir.

Fetal redüksiyon (fetal indirgeme) nedir?
Fetal redüksiyon genellikle rahim içerisinde 3 yada daha fazla fetusun olduğu gebeliklerde çoğul gebeliğe bağlı erken doğum, düşük doğum ağırlığı gibi bazı riskleri azaltmak için fetus sayısını azaltmak için yapılan girişimdir. Bunun için ultrason eşliğinde fetuslardan bir ya da daha fazlasının kalbine potasyum klorür (KCl) denen madde annenin karnından ince bir iğne yoluyla verilir. Kalbi duran fetus zaman içinde (4–5 hafta olabilir) küçülür ve kaybolur. İşlemin diğer bebeklere zararı yoktur. İşlem yapılan gebelik %4-5′inde gebeliğin bütün fetuslarla beraber tamamen düşükle sonuçlanma riski vardır.
Bu işlem için en uygun zaman 10-12 gebelik haftaları arası dönemdir. Daha erken haftalarda yapılamama nedeni “eğer gelişim potansiyeli düşük ya da kendiliğinden sonlanabilecek olan gebeliklerin kendiliğinden sonlanmasını beklemek içindir”.Daha sonraki haftalarda da eğer bebeklerden bir ya da ikisinde özel bir sorun görülüyor ve yaşamla bağdaşmayacağı düşünülüyorsa bu işlem uygulanmaktadır.

İkizlerden birisinin ölü diğerinin canlı olması – İkiz eşinin intrauterin ölümü (İkiz eşi ex)
İkizlerden birisinin rahim içerisinde ölmesi durumudur. İkiz gebeliklerin %3-5′inde görülür. Bebeklerden birisinin ölü olması canlı olan bebek açısından da bazı riskler oluşturabilir.
Bu durumda özellikle ikizler monokoryonikse (iki bebeğin tek ortak plasentası varsa) canlı bebek için risk daha fazladır ve canlı olan bebekte ciddi nörolojik hasar, dizigotik ikizlere oranla 3-4 kat daha fazla oluşmaktadır. Doğumun ne zaman yaptıralacağı kararını vermek bu durumda zordur, canlı bebeğin kaç haftalık olduğu ve gelişimini tamamlamış olup olmaması gibi durumlar bu kararı etkiler. İkizlerin monokoryonik (iki bebeğin tek bir plasentası var) veya dikoryonik olması da (iki bebeğin ayrı plasentaları olması) doğum kararını etkileyecek bir kriterdir. İkizlerden birisinin ölü olması her zaman canlı bebeğin hemen doğurtulması gerektiği anlamına gelmez, karar o hastadaki obstetrik duruma göre değişebilir. Ancak genel olarak monokoryonik ikizlerde yaşayan bebek daha yüksek risk altında olduğu için fazla beklenmeden doğurtulur, dikoryonik ikizlerde ise yaşayan bebeğin zarar görme riski az olduğu için gerekli ise doğum daha fazla ertelenebilir.

Hamilelikte Ağız-Diş Sağlığı

Hamilelik esnasında dengeli beslenilmesi, günde iki kez fluoridli diş macunu ile dişlerin fırçalanması,  günde bir kez diş ipi kullanımı, rutin diş hekimi ziyaretlerinin yapılması önerilmektedir.

 

Hamile iken dişlerinize ve dişetlerinize gereken  bakımı en üst düzeyde göstermeniz çok önemlidir. Hamilelikteki hormonal değişiklikler dişeti problemlerinin ortaya çıkma  riskini arttırır. Dişeti problemleri de  gelişmekte olan bebeğinizin sağlığını negatif  yönde etkileyebilir. En ideali hamile kalmadan önce diş hekiminize giderek detaylı bir kontrolden geçip, dişleriniz ve dişetlerinizdeki herhangi bir problemin bu dönemde tespit edilerek gereken tedavilerin yapılmasıdır.

Hamilelik esnasında yapacağınız diş hekimi ziyaretlerinde doktorunuza hamile olduğunuzu belirtin. Hamileliğin ilk üç ayında ve son 45 günlük döneminde diş tedavileri mümkün olduğunca ertelenmeye çalışılır. Bu dönemler bebeğin büyüme ve gelişimindeki kritik dönemlerdir. İkinci üç aylık dönemde ise rutin dental  tedaviler yapılabilir. Dental diş röntgenleri, diş beyazlatma ve diğer kozmetik dental prosedürler gibi İsteğe bağlı, acil olmayan dental işlemler ise gelişmekte olan bebeği herhangi bir riske maruz bırakmamak için doğum sonrasına ertelenmelidir. Diş hekiminize kullandığınız tüm ilaç ve vitaminler hakkında bilgi verin. Diş hekiminiz bu bilgilere göre tedavi planınızı değiştirmeye gerek duyabilir. Bazı ilaçlar örneğin tetrasiklin grubu antibiyotikler bebeğinizin diş gelişimini etkilediğinden hamilelik esnasında kullanılmamalıdır. Hamileyken dişlerinizi ilgilendiren röntgen tetkiklerinden uzak durmanız gerekmektedir. Fakat kanal tedavisi veya diş çekimi gibi acil bir diş tedavisi için röntgen çektirmeniz gerekiyorsa, diş hekiminiz sizi ve bebeğinizi koruyacak şekilde davranacaktır. Zira teknolojideki gelişmeler, günümüzde kullanılan röntgen cihazlarının eskilerine göre cok daha güvenli hale gelmesine olanak sağlamıştır.

“Her çocuk için bir diş kaybı!” inancı tamamen batıl inançtır. Diş hekiminizi periyodik olarak ziyaret etmeniz sizi oluşabilecek problemlere karşı korumakla kalmayıp, aynı zamanda başlamış olanların da erken teşhisine ve konservatif tedavisine olanak sağlayacaktır. Bu yüzden hamile olduğunuz gerekçesiyle düzenli diş hekimi kontrollerinizi sakın aksatmayın. Hatta hamile olmadığınız döneme göre rutin dişeti muayeneleri çok daha önem kazanır. Hamilelik, progesteron denilen hormondaki artışa bağlı olarak dişeti hastalıklarının ve hamilelik gingivitisi (dişeti iltihabı) denilen kolayca kanayan hassas dişetlerinin oluşma riskini arttırır. Bazen hamileliğin ikinci üç aylık döneminde dişetinde hamilelik tümörü denilen büyümeler görülür. Bu oluşumlar genellikle diş aralarında görülür ve artan plak oluşumu ile ilgilidir. Dokunma ile kolayca kanayan, kırmızı renkte, düzensiz yüzeyli bir yapıdadırlar. Bu tümörler çoğunlukla bebek doğduktan sonra cerrahi olarak alınır.

 

Dişeti hastalıklarının erken doğuma sebebiyet verdiği ve bebeklerde düşük doğum ağırlığına neden olduğu  ortaya çıkarılmıştır. Bu nedenle  hamileliğiniz esnasında dişetlerinizde  herhangi bir problemin oluşup oluşmadığını dikkatlice kontrol edin. Eğer hassasiyet, kanama ve dişetlerinde şişkinlik gibi bir şikayetiniz  olursa bunu hemen diş hekiminize bildirin. Ağız hijyeninize gereken önemi gösterdiğiniz sürece ağız-diş sağlığınızı etkileyecek problemlerin önlenmesi veya azalması söz konusu olacaktır.

 

Eğer hamilelikteki mide bulantılarınız diş fırçalamanıza engel oluyorsa farklı tadlardaki diş macunlarını deneyerek size uygun olanını bulabilirsiniz. Ağız gargaraları da size ağız hijyeninizi sağlamada yardımcı olacaktır, bu konuda diş hekiminize danışınız.

Şeker ihtiva eden atıştırma tarzı yiyeceklerden uzak durun. Hamilelikte şekerli gıdalara olan ilgi genellikle artar. Fakat bu tip gıdaları ne kadar çok sıklıkta tüketirseniz, diş çürüğü oluşma riski de o oranda artar. Yapılan çalışmalarda diş çürüğü oluşturan bakterilerin anneden bebeğe geçtiği gösterilmiştir. Bu nedenle yediğinize dikkat etmelisiniz.

Sağlıklı ve dengeli beslenin. Bebeğinizin dişleri siz yaklaşık üç aylık hamileyken oluşmaya başlar. Bu dönemde anne, hem kendi sağlığı hem de bebeğinin sağlıklı diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein (et, süt, yumurta, balık, kuru baklagiller, badem, ceviz), Avitamini (kayısı, kuşkonmaz, maydanoz, spanak, havuç, kereviz, marul, portakal, erik, domates), C vitamini (siyah üzüm, narenciye, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, maydanoz, brokoli, havuç, soğan, bezelye), D vitamini (balık yağı, balık, yumurta, tereyağı, karaciğer, et, sebzeler) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, brokoli,  kurubaklagiller, kurutulmuş meyveler, susam, fındık, pekmez) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir.Peynir, yoğurt gibi süt ürünlerini kapsayan sağlıklı beslenme, bebeğin diş, dişeti ve kemiklerinin gelişimi için önemlidir.

Her ne kadar fluorid dişleri çürükten korumada etkiliyse de hamilelikte fluorid kullanımı tartışmalıdır. Bazı çalışmalar hamileliği esnasında fluorid kullanan annelerin çocuklarında daha az çürük oluştuğunu göstermiş, bazı çalışmalar  ise herhangi bir farklılık bulgulamamışlardır. Fluoridin bebeğin sağlığında herhangi bir risk oluşturup oluşturmadığı bilinmemektedir. Bu nedenle hamilelikte fluorid kullanımı önerilmez.

Hamilelikte utandıran anlar

Hamile olduğunuzu açıkladığınız andan itibaren bulantı, baş dönmesi, aşerme gibi konularda pek çok hikâye ve tavsiye dinlersiniz.

Ancak en korkunç hamilelik ve doğum hikâyelerini ayrıntıları ile anlatan kişiler bile hamileliğin bazı etkilerinden neredeyse hiç söz etmezler. İşte hamileliğin utandıran yönleri…

1. AŞIRI GAZ
Hamileliğin utandıran yan etkilerinden en başta geleni aşırı gaz durumudur. Bu sorunun nedeni bir hamilelik hormonu olan progesterounun midedeki hareketliliği azaltması ve bunun da gaz birikmesine yol açmasıdır. Doğal olarak anne adayı da biriken gazı geğirerek ya da gaz çıkararak boşaltır. Malesef bu geğirme ya da gaz çıkarmalar ummadığınız anda ve ummadığınız derecede gürültülü olabilir!

Ne yapmalısınız?
Beslenmenize dikkat edin. Fasulye ve brokoli gibi gaz yapan yiyecekler ve karbonatlı içeceklerden uzak durmanız büyük fayda sağlayabilir. Aynı şekilde sık aralıklarla azar azar yemek de yararlı olur. Gaz sorununa yönelik ilaç ya da bitkisel ürünler ise hem fazla bir yarar sağlamaz, hem de hamilelik sırasında gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak gerekir. Buna karşın şiddetli mide yanmaları yaşamanız durumunda doktorunuzun da tavsiyesi ile ilaç kullanabilirsiniz.

2. ANİ KUSMALAR

Hamileliğin ilk aylarında bulantılar nedeniyle yaşananlara dair sayısız öykü anlatılır. Ancak çoğu kadın büyük bir hızla hafif bir bulantı aşamasından tüm yediklerini çıkarma aşamasına geçebileceğini düşünmez.

Ne yapmalısınız?
Bulantı hamilelikte oldukça sık görülen bir durum olsa da, kusma boyutuna varmasını önlemek için yapabileceğiniz bazı şeyler var… Uzmanlar ilk iş olarak prenatal vitamini alma zamanının değiştirilmesini tavsiye ediyorlar. Vitaminin gece ve mutlaka yiyecekle birlikte alınması bulantıları azalmasına yardımcı oluyor. Vitamini bu şekilde almanız da ise yaramazsa, doktorunuza danışarak demir içeriği düşük bir ilaca geçebilirsiniz. Demir prenatal vitamin içerisinde bulantıya yol açan maddelerden biridir.
Ayrıca limon veya zencefil aromalı şeker veya kırılmış buz emmek de bulantıyı azaltabilir.

3. İDRAR KAÇIRMA

İdrar kaçırma hamilelikte oldukça sık görülen bir durumdur.
Sorunun nedeni büyüyen uterusun mesaneye baskı yapması nedeniyle az miktarda idrarı tutmanın bile çok güçleşebilmesidir. Güç içerisinde hızla tuvalete erişemeyeceğiniz yerlere giderken sıvı alımını azaltmanız geçici olarak size yardımcı olsa da, bu durumda akşam sıvı alımını artırmanız gerekir. Bu da gece boyunca sık sık tuvalete gitmenize yol açacağı gibi, yatağı ıslatmanıza da neden olabilir!

Ne yapmalısınız?
İdrar kontrolünü artırmaya yarayan kasları güçlendiren Kegel egzersizlerini yapmak için hamile kalmayı beklemeyin, hemen bu egzersizi yapmaya başlayın. Halihazırda hamileyseniz, egzersizi yapmaya devam ederken, ani idrar kaçırmalarına karşı tedbir olarak bir ped kullanabilirsiniz.

4. VAJİNAL KOKULAR
Hamilelikte vajinal akıntı, kaşıntı ve koku artar. Bunun nedeni de hamilelik nedeniyle vücut sıvıları ve kan hacmindeki artıştır. Bu artış vajinal bölgede de şişkinliğe neden olabilir ve bu doğal bir durumdur.

Ne yapmalısınız?

Günlük ped kullanmak ve pedi sık sık değiştirmek koku, kaşıntı ve genel rahatsızlık hissini önemli ölçüde azaltacaktır. Öte yandan hamileliğin koku alma duyusunu keskinleştirdiğinden, siz şiddetli kokular alırken, başkalarının hiçbir koku duymaması sizi şaşırtmasın.

Vajinanın şişkinlikle birlikte, parlak kırmızı veya mavi/mor bir renk alması durumunda vulvada varis gelişmiş olabilir. Bu durumda mümkün olduğunca ayaklarınızı yükseğe kaldırarak uzanmalısınız. Aynı zamanda doktorunuzla da görüşerek esnek bir göbek altı destek korsesi kullanabilirsiniz.

5. AŞIRI UNUTKANLIK

Müşterinizi aramak için telefonu kaldırdınız ve kimi arayacağınızı unuttunuz. Birşey almak için markete girdiniz ve ne alacağınızı unuttunuz… Bunlar anne adaylarının büyük çoğunlukla hamileliğin ikinci üç ayında yaşadıkları unutkanlık sorununun tipik örnekleridir. Hamilelik sırasında yaşanan unutkanlığı hormonlara bağlayanlar olmakla birlikte, anne adayının aşırı yoğun temposunun da buna katkısı olabiliyor.

Ne yapmalısınız?
Hamileliğin getirdiği zorlukları yaşarken, bir yandan da normal sorumluluklarınızın tamamını yürütmeye çalışmanız ve aynı zamanda da bebeğiniz, kendiniz, geleceğiniz ve belki de bebek odasının boya rengi gibi konulardaki kaygılarınız karşısında unutkanlık yaşamanız gayet normal.

Bu unutkanlık bazen sizi utandıracak şeyler yaşamanıza neden olsa da, aynı anda bu kadar çok şeyi birden yapamayacağınız gerçeğini kabul etmeniz hem sizi rahatlatacak; hem de stresinizin azalması hafızanızın da güçlenmesine yardımcı olacaktır.

6. SALDIRGANLIK

Hamilelik hormonları en ürkek kadını bile inatçı bir savaşçıya dönüştürebilir! Eskiden üzerinde durmayacağınız bir konu için uzun tartışmalara girebilir, tartışmada galip gelmek için büyük bir hırs duyabilirsiniz. Ancak bu hormonlar sadece öfke ve saldırganlık duygularını artırmakla kalmaz aynı zamanda melankoliye de yol açabilir. Bu da anne adaylarının en basit duygusal konularda bile derin bir çöküntü hissetmelerine neden olabilir.

Ne yapmalısınız?
Öfke, saldırganlık ve melankoli gibi duyguların geçici olarak yaşanması normaldir. Ancak bu duyguların kalıcılık göstermesi ve kendinizi sürekli gergin, üzgün ya da öfkeli hissetmeniz durumunda mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Hamilelikte ruh durumunda geçici değişimler olağan karşılansa da, hamilelik başta depresyon olmak üzere bazı ruhsal sorunları tetikleyebilir ve böyle durumlarda mutlaka uzman yardımı alınması gerekir.

Gebelikte cinsel ilişki pozisyonları

Gebelik sırasında rahat cinsel ilişki yaşanabilecek üç pozisyon öne çıkmaktadır. İkisi kadının üstte olduğu pozisyon bir diğeri de kadın ve erkeğin yan yanttığı pozisyon…

Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasızından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir.

Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.

Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.

Çift bir sandalye üzerinde birbirine sarılır. Kadın, erkeğin üzerine oturur. Böylece birleşmenin derinliği denetlenebilir.

Her üç pozisyonda da çocuğun zarar görmesi engellenir.

Gebelik Aylarına Göre Anne vücudunun gelişimi

Gebelikle birlikte hormonlarınızdaki değişikliklerin sonucunda aşağidakilerin biri veya birkaçı görülebilir, bunlar 12. haftadan sonra azalır.

1. AY

Gebeliğin ilk ayları
Gebeliğin ilk belirtileri:

Gebelikle birlikte hormonlarınızdaki değişikliklerin sonucunda aşağidakilerin biri veya birkaçı görülebilir, bunlar 12. haftadan sonra azalır.

* adet gecikmesi
* göğüslerde büyüme, gerginlik, hassasiyet
* bulantı, kusma
* ağızda metalik tat
* yiyeceklere ilginin değişmesi: ör. alkol veya kahveden tiksinme, bazı besinlere aşırı istek
* yorgunluk, halsizlik
* vajen akıntısında artış
* sık idrara gitme
* duygusallaşma

2. AY

Gebeliğin ilk ayları
Doğum zamanının hesaplanması:
Son adetin ilk gününe 280 gün eklenerek bulunur.

Gebelik süresi 40 hafta kabul edilse de, 38 ile 42 haftalar arası normal sayılır.

Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;

* Sigara, alkol ve doktora danışmadan alınan ilaçlar gebelik boyunca, özellikle de bebeğin organlarının geliştiği ilk 3 ayda zararlıdır.
* Kedi, köpek dışkısı ve çiğ etle temas edilmemelidir. Bunlar bebeğe zararlı olabilecek toksoplazma denen paraziti taşıyabilir.

3. AY

Gebeliğe alışma;

* Gebeliğin başlarında görülen bulantı, kusmalar ve sık idrara çıkma bu dönemden itibaren azalır.
* Bağırsak hareketleri yavaşladığından kabızlık görülebilir.
* Aşırı kusmanız olmamışsa bu dönemde l -2 kg almanız beklenir. Bu tüm gebelikte alınan kilonun %10′una karşılık gelir.
* Hormon değişikliklerinden dolayı bu dönemde aşırı duygusal olabilirsiniz.

Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;

* Kontroller için doktora başvurun
* Taze yiyeceklerle ve dengeli beslenin
* Kabızlığa karşı bol su için ve yeşil sebze gibi lifli yiyecekler yiyin
* Göğüsleri destekleyecek uygun bir sutyen kullanın
* Dişlerinizi kontrol ettirin.

4. AY

Gebelik artık belli oluyor;

* Kendinizi daha enerjik hissetmeye başlarsınız
* Gebe olduğunuz dışardan belli olmaya başlar
* Cildiniz koyulaşabilir
* Göğüsleriniz büyür
* Beliniz kalınlaşmaya başlar
* Karnınız belirginleşmeye başlar
* Karnınızın üstünde koyu bir çizgi görülebilir. Doğumdan kısa bir süre sonra bu çizgi kaybolur.

Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;

* Bu dönemde iştahınız artmaya başladığından, sağlıklı beslenerek kilonuza dikkat etmelisiniz.
* Bol ve rahat giysileri tercih etmelisiniz
* Bir Tehlike; KANSIZLIK
* Ülkemizde kansızlık halen çok yaygındır.
* Gebelikte artan demir ihtiyacı uygun şekilde karşılanmazsa kansızlık önemli bir sorun halini alır.
* Kansızlık anneye ve bebeğe zarar verebilir, kansızlığı olan bir anne için düşük erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek, ölü doğum riski daha yüksektir.
* Bu dönemde kansızlığın gelişimini önlemek için demir desteğine başlanması uygundur.

5. AY

Gebelik ilerliyor;

* Memelerden ilk süt gelebilir, bu sadece silinmeli, meme sıkılmamalıdır.
* Cilt koyulaşması artabilir.
* Sırt ağrısı, kasıklarda gerilme, vajen akıntısı, dişeti kanaması gibi yakınmalara sık rastlanır.
* Bebeğinizin hızlı büyüdüğü ve sizin de hızla kilo alacağınız bir döneme girdiğinizden sağlıklı beslenmeye çok dikkat etmelisiniz

Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;

* Kendinize özen göstermelisiniz
* Rahat giysi ve ayakkabılar giymelisiniz
* Bebek eşya ve giysileri düşünmeye başlamalısınız

6. AY

Gebeliğin en iyi zamanları;

* Bu dönemde kendinizi daha iyi ve zinde hissedeceksiniz
* Kilo artışı hızlanabilir

Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;

* Her fırsatta ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenmelisiniz
* Belinizi ve bacaklarınızı sıkan giysilerden kaçınmalısınız Sıcağa duyarlılığınız artacağından bol bol su içmelisiniz

7. AY

Gebelik ilerlemeye devam ediyor

* Sindirim güçlüğü ve kramplar görülebilir
* Karında çatlaklar oluşabilir
* Uyku bozuklukları olabilir

Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler;

* Doktor kontrollerini sıklaştırmalısınız
* Gün içinde sık sık dinlenmeli, gece erken yatmalısınız
* Her fırsatta ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenmelisiniz

8. AY

Bebek her an gelebilir

* Kendinizi ağır ve hantal hissedebilirsiniz
* Rahat uyuyamayabilirsiniz

Neler Oluyor?

* Büyüyen bebek iç organlarınıza baskı yaparak solunum güçlüğüne, sıkidrara çıkmaya neden olabilir
* Koşarken, gülerken ya da öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.
* Olabildiğince dinlenmeli, gün ortasında uzanıp yatmalısınız.
* Kilo artışınız fazla ise karbonhidratları azaltmalısınız. Gebelikte alınan ortalama kilonun 10-12 kg arasında değişmesi idealdir.
* Bebeğinize gereken temel malzemeleri şimdiden alabilirsiniz.

9. AY

Tatlı heyecan

* Çalışıyorsanız doğum iznine çıkmış, doğum hazırlıklarına başlamış olmalısınız
* Bu dönemde anne olmanın vereceği sorumluluklar nedeniyle heyecanlı olabilirsiniz.

Neler oluyor?

* Bu dönemde bebeğin başının leğen kemiği boşluğuna girmesiyle mide yanması, sindirim, solunum güçlüğü yakınmaları azalır.
* Bebeğin başı idrar torbasına baskı yaptığından idrara çıkma sıklığı artabilir.
* Sizi yorabilecek işlerden kaçınmalısınız.

10. AY

Artık bebek geliyor

* Doğum heyecanı başlar, biran önce doğumun gerçekleşmesini isteyebilirsiniz.

Neler Oluyor

* Yalancı doğum ağrıları sizi yanıltabilir, doğumun başladığını sanabilirsiniz. Bunlar düzenli ve sık değildir.
* Bu dönemde bolca dinlenin
* Doktor kontrollerini aksatmayın, her an doğum gerçekleşebilir.

Doğum

Hazırlık ve beklemeyle geçen onca aylardan sonra artık bebeğinizi kucağınıza alabilirsiniz. Giderek onu daha iyi anlayacak, hergün yeni bir şeye tanık olacaksınız.

Bu bölüm Abdi İbrahim İlaç Firmasının Hazırladığı “Gebelik Aylarına Göre Anne Vücudunun Gelişimi” broşüründen yararlanılarak hazırlanmıştır.

Hamileyken çalışmak

Eğer sağlıklı ve normal bir hamilelik geçiriyorsanız ve çalışma ortamınız sağlığınızı tehdit edecek şekilde değilse çalışmaya devam etmenizde hiçbir sakınca yoktur.

Üstelik hayatınıza normal bir biçimde devam etmek moral sağlığınız için yararlı olur. Elbette küçük önlemler almak ve dikkatli olmak şartıyla.
Anne adaylarının %90′ı, hamilelikleri sırasında mide bulantısı yaşarlar. Bulantı ve kusma sizi yolda ve iş yerinde de yakalayabilir. Özellikle büyük şehirlerde yaşıyor ve iş yerinize ulaşmak için uzun bir yol katetmek zorunda kalıyorsanız tedbirli olmakta yarar var. Yanınıza ıslak mendil, peçete, poşet ve kolonya gibi malzemeleri ve küçük bir şişe su almayı ihmal etmeyin. Yola kesinlikle aç çıkmayın. Birşeyler atıştırmak bulantınıza iyi geliyorsa çantanızda galeta, peynir-ekmek gibi yiyecekler bulundurun.

Hamile olduğunuzu iş arkadaşlarınıza açıklamak istemiyorsanız, mide bulantılarınız ve lavaboda geçirdiğiniz zamanlar için inandırıcı mazeretler bulun: Gıda zehirlenmesi, soğuk algınlığı, yanlış ilaç kullanımı gibi. Dürüst olmakta fayda vardır ama gebeliğiniz belli bir noktaya gelene kadar çevrenizle paylaşmamak da sizin en tabi hakkınızdır.

Gebeliğiniz hakkında konuşmak tamamen sizin tercihinize bağlı bir konudur. Hiç şüphesiz zamanı geldiğinde iş vereninize durumu bildirmeniz gereklidir fakat bunun dışında durumunuzu ve hissettiklerini paylaşmak size bağlıdır. İş arkadaşlarınız arasında yardım isteyebileceğiniz, konuşabileceğiniz kişilerin olması avantajdır. Bazı anne adayları ise hamileliklerinin iş yaşamındaki kimliklerinin önüne geçmesini istemeyebilirler. Bu durumlarda görünümünüzü de daha az göze batar kılmanız yararlı olur. Klasik bahçıvan pantolon veya robalı elbiseler gibi büyüyen göbeğinizi işaret eden giysiler yerine; iş yaşamına daha uygun ceket, pantalon ve tunik takımlar gibi hamile giysileri seçmeniz gerekir.

İş yerinde dikkat etmeniz gerekenleri kısaca özetlemek gerekirse;

  • Çalışırken kendinizi fazla yormayın.
  • Masada otururken mümkünse ayaklarınızı yüksek bir yere koyun.
  • Rahat ayakkabılar ve giysiler giyin.
  • Bilgisayarda çalışmak bebeğinize zarar vermez, zarar verecek olan yanlış oturuş biçimidir.
  • Sürekli oturmayın, aralarda kalkıp dolaşın ve bedeninizi esnetin.
  • Bol su için, neskafe ve koyu çaylardan uzak durun.
  • Gerektiğinde arkadaşlarınızdan yardım istemekten çekinmeyin.
Sigara bebekte zayıf doğum nedeni

Selçuk Üniversitesi’nde (SÜ) yapılan bir araştırmada, hamilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinin yüzde 23’ünün, normalden daha zayıf olarak dünyaya geldiği ortaya çıktı.

Prof. Dr. Selma Çivi, “araştırmamızda hamilelikte içilen sigaranın, her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik” dedi.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Çivi, insan vücuduna birçok zararı olduğu bilinen sigaranın, erkeklerin yanı sıra hamile kadınlar ve anne karnındaki bebekleri için de büyük zararları olabileceğini söyledi. Sigaranın, hamile kadınların çocukları üzerinde ne derece etki yaptığını ortaya çıkarmak için bir araştırma yaptıklarını ifade eden Çivi, söz konusu araştırmanın, SÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Kliniği’ne gelen 600 hamile kadın ve bebekleri üzerinde gerçekleştirildiğini söyledi. Araştırmada, gönüllü hamile kadınlara sigara alışkanlıkları, sigara içme sıklıkları gibi konularda toplam 64 soru yönelttiklerini vurgulayan Çivi, şunları kaydetti:

“Doğumdan sonra, mülakat sonuçlarıyla, yeni doğan bebeklerin fiziksel özellikleri ve sağlık durumlarına ilişkin veriler karşılaştırıldı. Yaklaşık 6 ay süren çalışma sonrasında, hamile kadınların yüzde 7.3’ünün gebeliğin herhangi bir döneminde, yüzde 2.5’inin de gebelik süresince devamlı sigara içtiğini tespit ettik. Buyüzde 2.5 sigara içen grubun yüzde 81.8’inin de kocalarının, hamilelikdöneminde eşinin bulunduğu kapalı ortamda sigara içtiği ortaya çıktı. Buradan da görüleceği gibi hamile kadınlarda sigara içme oranları küçümsenmeyecek kadar yüksek. Ancak aynı araştırmamızda gebelikte bu sigara içme oranının eğitimle bir ilgisi olmadığını gördük.”

Çivi, anket uyguladıkları hastalardan aldıkları sonuçları yeni doğan çocuklarının tahlil ve test sonuçlarıyla karşılaştırdıklarını belirterek, bu karşılaştırma sonunda, sigaranın genel olarak insan sağlığına ve özellikle anne karnındaki çocuğa zararı açısından çok çarpıcı sonuçlara ulaştıklarını kaydetti.

SİGARA İÇEN ANNENİN ÇOCUĞU ZAYIF
Araştırma sonucunda hamilelik döneminde devamlı sigara içen yüzde 2.5 oranındaki kadınların çocuklarının, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha zayıf olarak dünyaya geldiğini belirlediklerini anlatan Çivi, şöyle devam etti:

“Devamlı sigara içen annelerin yüzde 4.5’inin çocuklarının ölü doğduğunu, içmeyenlerin ise 2.7’sinin ölü doğduğunu tespit ettik. Bu sigaranın anne karnındaki çocuğa zararının açık bir kanıtıdır. Yine, hamilelik boyunca sigara içen annelerin yüzde 23’ünün çocuklarının, normal olarak kabul edilen 2.5 kilogramın altında doğduğunu belirledik. Sigara içen kadınların çocukları ortalama 2.899 kilogram, içmeyenlerin çocukları ise ortalama 3.029 kilogram doğdu. Yani araştırmamızda hamilelikte içilen sigaranın her çocuktan ortalama 130 gram aldığını tespit ettik. Bu sonuçlar, sigaranın daha anne karnındaki çocuk üzerindeki zararının en açık ve çarpıcı bir göstergesidir.”



  • Site İçi Özel Arama Yapın

  • E-posta Aboneliği

    Güncel haberlerimizin günlük olarak e-posta adresinize gelmesin istiyorsanız lütfen abone olun.
    Bu hizmetimiz FeedBurner altyapısını kullanmaktadır.
  • Tanıtım


Cinsellik kadın yemek tarifleri saç bakımı